…
Şeker portakalının adı o kadar tatlıydı ki okumamak için bir bahanemiz kalmamıştı sanki zamanında.Şeker portakalı…Belki de ” CAN ” yayınları o yüzden hep sempatik gelir bana.Zeze: ” Şimdi acının gerçekten ne olduğunu biliyordum.Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu.Acı insanın yüreğini paralayan,sırrını kimseye anlatmadan birlikte ölmesi gereken şeydi.Kollarda, kafada en ufak güç bırakmayan,yastıkta kafayı bir yandan öbürüne çevirme cesaretini bile yok eden şeydi”
Annem çok kitap okuduğu için kitapçıya ne zaman gitsek gözüme iliştirdiğim o kitaplardan seçerdim,nasılsa güzel olacak mantığıyla..Kayıgım rosinha,güneşi uyandıralım ve daha aklıma gelmeyenler.Kitabın üstünde hep aynı;

Şimdi bunları niye yazdım.E okumasaydın..
Oldum olası keyfime düşkün biri olduğumdan yeni mekanlar kesfetmeyi severim.Beyazıt Çorlulu Ali Paşa Medresesini biz daha yeni keşfettik ki bizim cahilliğimiz,gizleyen yok.Türk kahvesi,nargile, elinde kitap oturan entel abilirimiz,İstanbul beyefendilerimiz ile hiç görmediğim kadar samimi bir ortamdı.Oturma düzeni neredeyse iç içe olduğundan istemesenizde samimi oluyorsunuz ama hoş bir samimiyet.Şimdi burayı anlata anlata bitiremezdim ama abimiz çok güzel anlatmış zaten : http://naylonbrando.blogspot.com/2011/05/nargile-keyfi.html gidip görülesi otantik,harika bir ortam.

Geçen gün ”The Fighter” isimli filmi izledim.Filmin ismiyle hiç alakası yok desek yeridir.İmdb puanı 8. (bence fazla) Orda aslında güzel olupta bir türlü güzelliklerden nasibini alamayan Dickie abimiz bi şarkı mırıldandı:
bir saka baslattım
tüm dunyayı aglatan
bir görebilseydm
sakanın bana yapıldıgını
aglamaya basladım
tüm dünya güldü sonra
gökyüzüne baktım
ellerimi gözlerimin üstünde gezdiriyorum
ve yatagımda düsüp basımı inciltiyorum
” Çirkin kadın yoktur bakımsız kadın vardır” gibi salakça tezide Bonnie Aarons ablamızla çürütüyorum.Yaz google bak konuş.Resmini ekleyip sayfama zarar veremem.
Yazar Marquez hakkında da çok kral şeyler yazacaktım ama ilham gelmedi.En azından kral adam olduğunu anlıyoruz:)

(:
Karanlıktakiler..
”bizim kirada evlerimiz var o kadar da değiliz yani”
…
Çarşı gece 1.Etrafta köpek havlamalarından başka duyulan bir ses yok.Sokak lambaları ve mağazaların renkli tabelaları süslüyor geceyi.Geniş kaldırımlar.Yol kenarında parkta duran arabalar.Etrafta kimse olmamasına rağmen acık kalan kokoreççi inatlaşıyor gibi.Sarı taksiler…

Mustafa Hakkında Herşey…

Film hakkında bulunabilecek en güzel resmi buldum desem yalan olmaz.2003 yılında ki filmi şimdi izlememin sebebide tamamen arkadaşımın tavsiyesi oldu.Bu filmi özellikle izlemem gerektiğini söyleyince bende merak uyandırdı ve nihayetinde izledim.Senaryo ve yönetmenin Çağan Irmak olduğunu görünce filmden etkilenmenin kaçınılmaz olduğunu anlamıştım.
Filmde akla ilk gelen hiçbir şey göründüğü gibi değildir.Başlarda Mustafa’nın güzel bir işi,mutlu bir ailesi,hoş bir yaşam tarzı vardır.Aslında öyledir de fakat bu sadece Mustafa için geçerlidir.Eşinin geçirdiği trafik kazası ile ölümü üzerine Mustafa gerçeklerle yüzleşmeye başlar.Gerçeklerle yüzleşmesinde başlangıcı aldatıldığı alır.Eşinin ölüm gününde ihanet acısı herşeyin önüne geçer.Gözünü karartmıştır ve nedenlerine cevap arar.Hayatında merak ettiği tek şey neden olmuştur.Kendisine yapılanı kabul edemez onun için sebeb yoktur.Nasılsa mutlu bir yuva onu seven eşi…
Sorularına cevap alacağı tek kişi eşinin hayatındaki diğer erkektir.Eşinin Mustafayı aldattığı kişi bir taksi şoförüdür.Mustafa’nın hayatında basit insanlar gözüyle baktığı kişilerdendir yani:) Mustafa taksiciyi kaçırır ve gerçeklerinle yüzleşmeye başlar.(resimde de gerçeklerinle yüzleşirken verdiği tepki)
Fimden su repliği vermesem olmazdı.
””Hepiniz idare ediyorsunuz beni değil mi? Öylesine idare ediyorsunuz.. Hepiniz… ”

